12 Temmuz 2008 Cumartesi

Taşa Benzettim Kendimi..VII


Ben hep suskunluğumu yazdım boş çerçevelere kalemimle..
yalnızlığım boyun eğdiriyor acımasız vakitlerde..yitirilmişliğin yükünü kaldıramayan omuzlarımda.. içimdeki karanlığın vuslatınla vurgun yemişim, sağımda hasretin yasakları, solumda senin yokluğunun nefesi..pişmanlıklar, sonu gelmeyen, her gün, her saat, her saniye çarezisliklerle boğuşan bedenim..senden bana son kalan tebessüm, dilim lal, çığlıklarım karabasan olmuş, korkunun içinde..iç çekişlerim sessizliğin içinde, kurşun gibi her söz benliğimde, binlerce kez sıkılan..bir yol olmalı, bir kaçış..
taşlaşmış ayaklarıma dolanan kara bir yılan gibi sevginin izi kalmadan yürür gider üzerimden.. azaplar yüreğimde hergün işgal altında, her düşte taşa döndüren hüzünlerim.. avuçlarımdan kayıp giden, usumdan silinmek için savaşan..gözlerimin perdesi aralanacak, bir şimşek çakacak, yağacak bir anda, saniyeler yılları kıskanacak telaşla..yansımalar dolaşacak dört yanımda..katledilen ben susma artık ! haykır !!!
taşlaşmış bedenimin son olsun bu yakarıları..vur bitsin dilimin, bedenimin dağlanmaları, sancıları..susma sen artık içimdeki çocuk !! korkma yitirilmişliğine..susuşun vurgunum olur, canıma kastın..taşında bir sıcaklığı vardır, soğuk değildirler..her yanık türkünün ezgisinde ısıtırlar bedenleri ama bilemez, göremez hiç kimse yaşamadıkça, yaşatmadıkça..

Taşa Benzettim Kendimi..VI


Ben hep suskunluğumu yazdım boş çerçevelere kalemimle..
Bırakıveriyorum kendimi derinliğin içine...parmak uçlarımla sıkıca yakalamışım yelesini doru atın, dolu dizgin koşmasını dizginlemiyorum.Uzaklardayım seni arıyor gözlerim, gün bütün ihtişamıyla doğuyor ufukta, ellerimi tuttuğunu hatırlıyorum, papatyalardan bir taç iliştiriyorsun saçlarıma, omuzuna yaslıyorum başımı, alnımda ki busenin sıcaklığı yayılıyor , mutluyum..huzurla dolu yüreğim..bir gülümseme yayılıyor yüzümden umarsızca, sevgiyi yudumluyoruz günü karşılırken..bilemezdim ki seninle yakaladığım hayatın sonunun beni taşa döndüreceğini..gözlerine bakıyorum garip bir ışık var, derinlerde sanki kaybediyorum seni..haykırıyorum..olamamki sensiz..taşa döndürme beni..
Sarsılıyorum hıçkırıklarımla, gözyaşlarım sicim gibi süzülüyor,sallanıyorum olduğum yerde..neden ? neden ? cevapsız sorular yankılanıyor beynimde.. kollarındayken düştüm uçurumlara, yangın yerini almış yüreğimde uyuşmuş bedenim,hissetmiyorum ..rüzgarlarla savaşıyorum, taşlaşmış bedenimle..yalnızlığım boyun eğdiriyor acımasız vakitlerde..

Taşa Benzettim Kendimi..V


Ben hep suskunluğumu yazdım boş çerçevelere kalemimle..
Bir umut öyküsü kaldı şimdiler de sadece düşlerimde..ne bir adım ileri, ne de geri gidebiliyorum.Geri dönüşü olmayan bir tüneldeyim sanki..her yer karanlık,derin bir sessizlik hakim..hafif bir rüzgar vuruyor yüzüme, saçlarımda hissediyorum nefes gibi, elimde bir mum yarısı bitmiş, damlalar avuçlarıma yapışmış, hissetmiyor yanığı taşım işte.. dalgalanıyor alevi titrek titrek..yürüyorum..takatım kalmıyor bir anda, dizlerim bükülüyor, yığılıyorum olduğum yere, taşlaşıyor bedenim yine..
Gözlerimi kapatıyorum, dalıyorum, korkmuyorum bu esrardan sessiz uğultular içinde.. uzun zaman oldu, kıpırdayamadım bir an bile yığıldım yerde..hafif bir tını, harp çalıyor sanki biri uzakta, yankılanıyor tünelde, duymuştum daha öncede bir anlamı yoktu ilk seferinde..şimdi bir işaret anlamsızlıklar içinde, yönümü bulabilsem, uzanıversem ileriye ulaşacağım çalan kişiyi, yakalayacağım sanki ışığı ellerimle..bir sızı saplanıyor yüreğime, hançer gibi nefesim tıkınıveriyor, bakamıyorum boşluğa taşa dönüyorum yine..uzun süreceğini hissediyorum, bekliyorum bırakıveriyorum kendimi derinliğin içine..

Taşa Benzettim Kendimi..IV


Ben hep suskunluğumu yazdım boş çerçevelere kalemimle..
Öyle bir sağanak sızıya tutulmuşum ki, taşlaşmış ruhuma isyan ederek, yüreğimde ki ağrıları yüklemeye çalışıyorum ezgilere, yılgın hüzünleri gömmek istiyorum, gem vurulmamış öfkeleri çıkarıp, dönmek istiyorum, salkım söğüt yetiştirdiğim tomurcukları solmuş sevgi seline..
Bak gözlerime, çöz bukle bukle saçlarımı parmaklarının sıcaklığınla, dudağının kıyısından yudum yudum dökülsün yazılmış şiirler ikimize, ezbere söylediğimiz sevgi sözcüklerinle kederim uzaklaşsın dağ rüzgarlarıyla ruhumun derinliklerinde, zincirlerini kırsın gülüşlerin kalbimde ki prangaları en tenha köşelerde..
Bitmesin hiç umuda yazılmış tınılar, vursun yakamoz titreşimlerle bedenimizde, alev sönmesin hecelerimizde, damarlarımızda dolaşsın şifrelerini kırsın yaşamın en gizli kalmış harflerinde, taşım ama ben bir umut öyküsü kaldı şimdiler de sadece düşlerimde..

Taşa Benzettim Kendimi..III


Ben hep suskunluğumu yazdım boş çerçevelere kalemimle..
Gözlerimi kapatıp dinliyorum hala beni bıraktığın yerde yağmurun cama vuran sesini.unutulmuş kör kuyular içinde dipsizliğine kanar gibi rüzgarlar çürümüş yalnızlığın kıyısında dalga dalga vurur bedenime.taşım işte derdim artık işlemez bana ateş bile.oysa ki ateşle yanan ruhumda yalımlar kül oldu zamansız haykırışlarda.ne kapılar çalınıyor ne de ayak sesleri var ayaz vuran evimde.silemedi hiçbirşey çağlayanların bizim için çalan ezgilerini.taş suya suskun kaldı, öfkeler dindiremedi seslerini.dilimizde lal oldu geceler, kum taneleri ıslanmaz oldu denizin terk ettiği kıyılarda bile.martılar uğramıyor artık yapayalnız kaldım kör körfezlerde.taş suya suskun kaldı.ağlıyor yine usulca göremez hiç kimse.ıssızlık çınlıyor boş sokaklarda ağırlaştı taşınmaz oldu taşlığım yüreğimin sağnak sızısında..

Taşa Benzettim Kendimi..II


Ben hep suskunluğumu yazdım boş çerçevelere kalemimle..
Soğuğu hissetmeyen bedenimde tek başınayım şimdi beni bıraktığın yerde.Konuşamıyorum artık, taşlaştım dedim ya..Bir zamanlar neşeyle bakan gözlerimde gecenin koyu zifiri bir karanlık hakim artık, dudaklarımda gülüşün izleri sonsuza kadar hapsedilmiş tükenmişliğime, yalnızlığıma prangalar vurulmuş, örselenmiş hüzünlerle gömmüşüm kendimi dört duvar toprağıma.
Duymuyor artık kulaklarım o tatlı yaprakların birlikteyken iç çeken fısıltılarını, hüzünlü yalnızlığımda gözlerini arar oldum yine.Bırakıp gitme diyemedim yüreğimin kırık ezgisiyle.Anlayamadın..Anlatamadım belki de..
Hatırlarım ilk bana tebessümünü, gözlerindeki hülyalı bakışla, bilemezdim ki o gözlerin bana acı vereceğini, taşa çevireceğini.Konuşmayı unuttum, yalnızlığın sesini hapsettim içime, böyle sensiz, çaresiz kalıyorum, umarsızca isyan ediyorum taşlaşmış bedenimle bıraktığın yerde..

Taşa Benzettim Kendimi..I

Ben hep suskunluğumu yazdım boş çerçevelere kalemimle..
Kelimelerin anlamları sıcaklığını yitirmiş, heceler kor bir ateşken küle dönüşmüş, taşa benzettim kendimi bir anda, sessizliğimin lehçesi susmuş bir mülteci gibi.Değirmen 'de öğüttüm taşlığımı, acıyı, hüznü öğüttüm, aşıma ekledim.Senin dönüşlerinde yoğurdum sevgimi, o ayaz kuytu köşelerde..
Hani severiz ya kahramanların mutlu sonla biten hikayelerini.benim ki de onlardan daha derin ve yerleşmiş bir sevgi şimdi.Taş dedim ya kendime usulca sokulu ver şimdi yanıma, taşın da duyguları vardır aslında.
Bir fotoğrafın var masamda ki çerçevemde, gülüşün yayılıyor soğuktan üşüdüğüm odama ısıtıveriyor geçiçi de olsa.Kendimi taşımaya mecalim kalmamış artık, metanetimi atmışım ummanlara..iki nefesin ortasında susmuş sevdamız. Suskunluğumuz taş olmaktan belki , sözsüzlüğümüz taşa devredildi belki de, başımda ağır ve soğuk bir suskunluğun sesi, taşıdığım sadece senin sevgindi, sözlerime sığdıramadığım, ve hiç susturamadığım.Taş ağlar mı ? derseniz.. evet ağlar derim sizlere, ağlar sessizce, gözyaşları süzülür göremezsiniz hiçbir şekilde..

12 Haziran 2008 Perşembe

Hüzün Çiçekleri..














Adam genç kadına seslendi :
- Biliyor musun ? Senin varlığını hissettiğim için seviyorum seni..
- Omuzuna bedelsiz koyabileceğimi biliyorum başımı..
Genç kadın cevap verdi :
- Haydi tut ellerimi !
- Haydi yat dizlerime !
- Yum gözlerini !
Adam duraksadı genç kadının söylediklerini yaptı..
Genç kadın titrek ve masum bir öpücük kondurdu..
Adam, şaşırdı :
- Hayat öpücüğü mü !
Genç kadın cevap verdi :
- Veda öpücüğü !
Adam sordu :
- Gidiyor musun !
Genç kadın cevap verdi :
- Hiçbir zaman gelmeme müsade etmedin ki !
- Ne olur iyi bak hüzün çiçeklerime..boyunlarını bükmesinler..
- Sadece bana baktığın gibi gülümse..
- Sadece beni ben olduğum için bekle..
- Şimdi gitsem de bil ki ruhum seninle..
Adam hüzünle baktı ardından boşluğa uzandığı elleri yanına düştü..
Nerde hata yapmıştı düşündü !
Haykırdı genç kadının ardından :
- Git me !!!
Genç kadın kapıda durdu ve döndü :
- Ben hiç gitmek istemedim sen gönderdin..
Genç kadının yanakları ıslanmıştı..Adam bir iki adım attı.Genç kadın ellerini uzatarak durdurdu fısıldayarak :
- Beni gerçekten sevdiğini gördüğümde zaten ben gitmemiş olacağım ki..
- Seni benim kadar kimse anlayamaz ve sevemez..
Genç kadın kapıdan çıktı, kendini yağmura teslim etti..
Adam hüzünle tekrar döndü cama kadının karanlıkta uzaklaşmasını seyretti..
Bir anda dayanamayarak kapıdan fırladı ve koştu..geç kalamazdı..sevgiyi hiçe sayamazdı..Hüzün çiçekleri umutla açmalıydı artık...

*su* 25.04.2008 15:30

26 Nisan 2008 Cumartesi

Sevgiye Dair..

Hayatı düşünüyorum, bazen yaşamayı ve seni... bir de ölümü bugün...!!!
Gözlerimin sonsuzluğa kapanması değil beni korkutan....ya seni bir daha göremezsem, ya o bal gözlerine bakamazsam, ya yazamazsam sana olan duygularımı kalemimle....
Kalbim bu gün bir başka deli atıyor...ya adınla atan kalbim bir daha atmazsa....Adını yazıyorum her yere, üzerime, bedenime, ruhuma, senin aklın karşı gelsede....ben onu dinlemiyorum artık....
Susmuyor çünkü kalbim "SENİ ÇOK SEWİYORUM" ve sewilmwyi hayal ediyorum, ya sewilirsem, ya sewilmezsem, ya bu yolda yumarsam gözlerimi, bir daha açamazsam....ve sonra yine düşünüyorum....
Hayatı, yaşamayı ve seni...sonra bir de ölümü....!!!

"SENİ SEVİYORUM" BAL GÖZLÜM...!!!!
Yazarken gözyaşlarıma engel olamıyorum....
Ölüm bu kadar yakınken nefesini duyuyorken.... kapanırken gözlerim sonsuzluğa sadece sen varsın....!!!
18.08.2007...*su*

Kendimden Yoruldum..

Kendimden yoruldum.Sürekli savaşmaktan, Sürekli korkmaktan, Sürekli maske takmaktan ,içim kan ağlarken insanlara gülmekten yoruldum .Çok sinirliyken bile sakin olma zorunluluğundan yoruldum.Hıçkırarak ağlamak isterken, gözyaşlarımı içime akıtmaktan,delice sewerken; içimden dağlara denizlere hoyratça esen rüzgara,toprağa, kuşlara ``Sewiyorum`` diye haykırmak isterken ,susmaktan yoruldum. Sana anlatamadığım, belki de ifade edemediğim sewgimden, sana ulaşamamaktan, Mavinin her tonunda kaybolmak isterken,siyaha esir olmaktan yoruldum.Kendimden yoruldum.Hep güçlü olmak ne zordur .Hep sorumluluk sahibi olmak...Her zaman haklı olmak, herseyi bilmek zorunda olmak...Ruhum yoruldu .Aç olan kalbim öfkelere, zamanlara yenilmesin istedim, tüketilmesin istedim bu yolda.Çocukken genç olmak gençken olgun olmak çok zor.. Yoruldum... Ama çabuk tükettim ömrümü,yarınlarımı..... Umutlarımı..... Duygularımı....... Geri dönüşü olmayan bir tüneldeyim sanki. Işıklar sönmüş, derin bir sessizlik hakim, Oyunun adı hayat,başrolde ben ,yardımcı oyuncular;
*sewgi,
*aşk,
*acı,
*geçmiş
Senaryo konusu HERŞEYE RAĞMEN MUTLU OLMA SANATI ve oyun bitti..perdeler indi, ışıklar söndü.Kendimden yoruldum. Artık tutunduğum ,güvendiğim ,yanındayken kendim olduğum,maske takma ihtiyacı hissetmediğim, ağlamak istediğimde özgürce ağladığım , haykırmak istediğimde sewgimi sınır tanımadan haykırdığım...Sen varsın artık. Oyunun ikinci perdesini açtım.Her yer ışıl ışıl.Başak saçların,bal gözlerin umudum.Senin sewgin yarınlarım. İşte biliyor musun yine sana sewdamı yazdım, sana çığlığımı duyurdum, anlamanı bekledim suskun gecelerce, soğuk ayaz vurmuş bedenimde, sadece seninle bulduğum derinliğimdeki sewgimde ....
Kendimden yorulduğum yerde seni buldummmm....
12.09.2007...*su*

Sustun..





Biliyorum, çok şey söyleyecektin bana. Bunu da çok istiyordun. Hayatının sırlarına ortak edecektin beni. Kendini anlatacaktın. Özlemlerinden, beklentilerinden, nasıl yaşadığından, meraklarından, beğenilerinden, umutlarından söz edecektin bana. Geçmişinden anlatacaktın, hayal kırıklıklarından, umutsuz gecelerinden, sonu gelmeyen ıstıraplarından....Birlikte yakamoz kıyılara vururken yudumlayacaktık sewgiyi...
Ama sen sustun....

Sen anlatacaktın, ben dinleyecektim. Gözlerim gözlerinde, hiç bıkmayan bir dinleyici olacaktım karşında. Ne kadar konuşursan o kadar mutlu olacaktım. Ağzından çıkan her cümleyi beynime kazıyacaktım ve sonsuza kadar çıkmayacaktı oradan o sözlerin. Kollarına alacaktın anlatırken, saçlarımı okşayacaktın, sıcaklığımı duyacaktın, kokumu çekecektin içine...
Ama sen sustun....

Hayallerini anlatacaktın bana. Bense anlattığın her hayalinin baş rolünde olacaktım. Yağmur yağacaktı, senin şemsiyeni saklayacaktım, koşacaktın peşimden. Yakalayınca beni sırılsıklam sarılacaktın. Gidelim buralardan diyecektin, git git bitmeyecekti çıktığımız yollar. Hep o yollarda el ele tutuşacaktık...Molalarımız olacaktı bir bardak çay, bir de cigara birlikte nefesini çektiğimiz...
Ama sen sustun....

Bana sevdalarını anlatacaktın, yüreğim heyecanla çarpacaktı. Bir sevgiliye sunuluş gibi sözcüklerin kalbime işleyecekti. Konuşsaydın sözcüklerine sarılacaktım. Gözlerimi kapatıp ısını pervasızca hissedecektim tenimde. Kokunla sarhoş olacaktım. Birlikte uyuyacaktık, sonsuz bir uyku olacaktı huzur duyduğumuz, kenetlenmiş bedenimizle....
Ama sen sustun....

Kelimeler tutuldu sende. Ben de gözlerinle konuştum. Daldım sonsuz derinliğine. O derinliklerde sakladığın her ne varsa çıkardım gün ışıgına. Utandın, kaçtın, saklandın ama ilk kez inatçılığımla gurur duydum. Sende ki beni çıkarmanı istedim...Bende ki seni bildiğin gibi....Beklentim olmadı... sorgusuzca geldim...cesurca geldim...zamansız geldim...
Ama sen sustun....

Tutuldu kelimeler belki sende ama, bal gözlerin konuştu benimle. Sen sustun, gözlerin açtı ruhunu bana. Ama konuşsaydın, bir konuşsaydın, ah konuşsaydın. Amaçsıca çıktığı seferlerden yorulmuş, köhne bir tekne olurdum kıyılarında ben...Ben savaşırdım deli dalgalarla sadece sana ulaşacağım için...Sıkı sıkı tutacaktım ellerini hiç bırakmayacaktım...Sana sewdamı sundum...ama sen zaman istedin...Zaman senin olsun istediğin kadar...Ama sen sustun yine...

Neden sustun....

12.09.2007.....*su*

19 Nisan 2008 Cumartesi

Şimdi Sana Yazıyorum

Bir kumsal düşün...!
Uçsuz bucaksız....
Yakamoz ışıltıları vuruyor geceme....
Yıldızlar göz kırpıyor bana...
Bir kayaya oturdum....!
Derinliğimin ağıtlarını yazıyorum sana...!
Rüzgar saçlarımı dağıtıyor sanki inat bana...
Değmesin senden başka el saçlarıma...
Şimdi sana yazıyorum...!
Başardın işte....!
Ne yana baksam gözlerimde sadece sen...
Yüreğimin derinliklerinde sen...
Bedbaht gecelerimin aydınlığında sen...
Gizemli bir gülümse var bal gözlerinde...
Bir sonbahar gününde sewdim seni....
İşlek bütün yollar oldu çıkmaz sokağım...
Attım dipsiz kuyulara hissetiklerimi...
Ben hüzün bahçesinin bülbülü...
Sen uzak diyarların esintisi...
Sitemim sana değil inan...!
Beni sorgusuz sualsiz sürekleyen gece...
Seni kendi ellerimle sewdim...
Korkarım ki..!
Tutmazsan elimi karanlıktan, yalnızlıktan...
Ayaz gecelerin çaresizliği bedenimde...
Yıldırımların sesi yüreğimde...
Sen başka diyarların esintisi...
Ben çaresizliğin, çığlığın suskun nefesi...
Ruhumdan çıkıp inse gözyaşlarımla...
Karışsa, dolaşsa damla damla akan yine sen oluyorsun...!
Zamansız mıydı yoksa...! karmakarış mıydı ...!
Kör, sağır, dilsiz olmak sensizlikte....
En acısı da sen varken sensizliği yaşamak işte...!
Ben gecenin hüzünü...
Erkenden yaşamayı ve hissetmeyi gören...
İşte ben şimdi sana yazıyorum...!
Seni sensiz yaşayarak evlendim seninle...!


Sewmek sadece seni....!


04.08.2007....*su*

Çaresizliğim


Bu gece öyle yalnızım ki...
Sanki koyu bir zifir sarmış dört duvarı...
Gözlerim buğulanmış...
Kanım çekilmiş bedenimde...
Duygularım kör bir bıçak...
Ağlıyorum şimdi....
Bir yangın yerini sarmış ruhumla...
Korların içinde ayaklarım çıplak...
Yürüyorum yürüyorum...
Bitmek bilmeyen amansız bir yol....
Gözüm görmez oldu...
Anlayamadım...!
Bazen çekilmez oluyorsun...
Hatta çekilmiyorsun...
Korkuyorum korkuyorum....
Kaybolmaktan, yalnızlığımın şehrinde...
Işık arıyorum yolumu aydınlatacak..
Susuyorum susuyorum...
İşte hep sustum zaten...
Söyleyemedim beynime, kalbime....
Geçer derler ya...
Geçecek ama izde bırakacak...
Bin bıçak darbesi yüreğimde...
Kanayan kanayan...
Duvarlardaki suretim beni hapseden...
Çıkmak için uğraştığım ağlarına sarmış...
Anaforlara benzer dibe çeken...
Derin ve sessiz bir gidiş çığlığı...
Çarsizliğim kuytu, soğuk, nemli...
Çaresizliğim hazırladı mezarımı...
Çaresizliğim şimdi ölüm sebebim oldu...
işte.....
Çaresizim...çaresizim...
ve benim...
Çaresizliğim...

04.07.2007...*su*

Sessizliğin İçindeki Ses Susma


Hayatın hüzünleri damla damla inerken yüreğimin derinliklerine, özlemin buram buram içime işlendiği, yitirilmişliğin yükünü kaldıramayan omuzlarımda, ayrılıkların sewdamla buluştuğu, karanlık vuslatda vurgun yemişim...sağımda hasretimle yasaklar, solumda sen sewgilim...içimde meltem gibi esen pişmanlıklar olmazsa olmazlar...
Her günde, her saatte, her saniyede geçen yüreğimin atışları, sewgi için çarpan, çaresizliklerdeyim sensizlikte....senden bana kalan son tebessüm, dudaklarım ıslak, dilim lal, çığlıklarım karabasan olmuş bir korkunun içinde, her söz bir kurşun şimdi, yüreğime binlerce kez sıkılan...yaşanmışlıklar ve yaşanacaklar adına bir yol almalıyım şimdi...
Ayaklarıma dolanan kara bir sewdanın izleri..azaplarım her gün işgal eden, her anında dayanılmaz atfeden sewgi ve hasretin omuzlarıma yüklediği bir heyecan...
Hayat akıp giderken avuçlarımdan, usumda sadece sen...!!! Hüzünlerim sana doğru, gözlerimin perdesini arala...bir şimşek çaksın, yağsın seninle olan o güzel anlar.... bir dilek tut benim için...benim tuttuğum sadece senin için...
Susma...!!! saniyelerin yılları kıskandığı, hasretimin sana yandığı, hüzünlerimin katledildiği, susma....!!! bağır hadi, haykır hakısızlığımı...!!! hatta vur beni...!!! defalarca vur bitsin dilimin, bedenimin, ruhumun sewgi için sadece sana olan sancılarını...!!!
Yeter ki susma...!!! susuşun vurgunum olur... canıma kastın olur...sen tek sewdiğimsin bal gözlüm..!!!
14.08.2007....18:00....*su*

4 Nisan 2008 Cuma

Adamım....

Sonu bilinmez derler ya.......inanmam!
Ben seni sonunu bilerek sewdim...!
Her resmin altına sana yazdım sewdamı
Her satırımda seni anlattım
Su oldun, aş oldun...
Bal gözlerin hapsetti esirin oldum zindanlarında
Her baktığında biraz daha senin oldum
Yandım her dokunuşunda hayal olsa da
İçimi ısıtan gülüşünü kazıdım her bir kareye
Rüzgarlara savaş açtım kokunu götürdüğü için....
Bir an geldi sadece sen oldu yaşam..
Aynadaki yüzüm anlatır sana bir baksana yansımasına
Bie sana güvendim bir de sana olan sewgime
Ben bir seninle yanmak istedim..
Benimle birlikte yanmanı istedim..
Ben sadece seni sewmeyi seçtim...
Ve
Sen şimdi suskun sessizliğinde
Sewgim aciz kaldı ben çaresiz
Sana söyleyecek sözlerim vardı...
Şimdi boğazımda düğüm düğüm olan...
Sana gelecek hayallerim vardı..
Ben sadece bir parça sewgi istedim...
Ben sadece anladım ki senin sewginle yaşarmışım...!!!
Ve
Kelimeler dökülemedi yine, yarım kaldı ADAMIM
yine yarım kaldı.....

su...03.09.2007

3 Nisan 2008 Perşembe

Şimdi Yalnızlığın En Tenha Kışındayım...

Şimdi yalnızlığın en tenha kışındayım..
Yalnızlığın kraliçesiydim derdim kendime bir zaman diliminde..
Sanırım şimdi yalnızlığı kendi seçen köhne bir limanım..
Gözlerimde yaşanılmış yitirilmişliklerin acısı silinmeyen..
Damla damla iner bazen gece boyu susmak bilmez..
Bazen usul usul, bazen deli boranlar misali..
Bir sızı yüreğime vurulan bıçak darbeleri gibi..
Gizliden bir ateş yanar kanayan yaralarımda..
Neden dir bilemedim..
Her yeni güne umutla başlamak zor bana..
Şimdi yalnızlığın en tenha kışındayım..
Bedenimde, ruhumda arınmış olsa keşke..
Her gece aynı kabusla uyanmasam güne..
Uyumak istemiyorum artık göreceklerimden korktuğumdan..
Bir isyan ki dudaklarımdan dökülen..
Bir ağır yükkü altında ezildiğim..
Bir tek ben bilirim yaşadıklarımın acısını..
Ölümle son bulacak sancılarımı..
Bir tek kurşun kaldı elimde..
Oda çekilmezliklerin tek kaçış yolu..
Şimdi yalnızlığın en tenha kışındayım..
Gidiyorum sonsuzluğa adım adım..
Hoşçakal bile demeye vaktim olmayacak biliyorum..
Sadece gözlerden akan bir kaç damla yaş uğurlayacak beni..
Geride kalanlara bırakılmış ayıklanmış bir kutu kalacak..
İçinde kurdelelere tutturulmuş kurumuş tomurcuk bir gül, dikenleri ve yaprakları..
su....12.02.2008/03:45

.............

Bugün hiç bir anlam veremedim kapımdaki heyecana.. Elim kola gidip geliyordu titreyerek.. Bir an geliyor tutuyorum açmak için ama cayıyordum akibinde.. durup dinliyordum sessizliğini yüreğimin.. sessizliğin verdiği ıstırabı.. kalp atışlarımın ritmi sanki yanık bir ezgi gibi yankılanıyordu beynimde.. ve bir anda düşüncelere dalıyordum.. tenimde ürpertiler yaratan o delici bakışları düşünüyordum.. neyin beklediğini ardında kapının.. aynı zamanda sadece etkileniyordum biliyorum sen vardın ardında biliyordum.. soluğunu duyuyordum.. sigara içiyordun.. ara ara masaya vurulan kalem sesini.. ve duvardaki saatin koşturmasını sanki yetişecekmiş gibi son kalkan trene.. garip ama seni tanımıyordum.. aslında sadece bir görüntün vardı aklımda.. ve karar anı geldi.. derin bir nefes aldım.. kalp atışlarımı susturamadım.. kızdım bir anda.. sen beni tanımıyordun çünkü.. şimdi yanaklarım kızarmış bir halde çıkacaktım karşına.. yüzüme dikilecekti derin ve yakıcı bakışlar.. kekelemeye başlayacaktım soğukkanlı olmam gerekirken tüm zayıflığımı sergileyecektim.. ve çevirdim kolu.. hayat durdu sanki bir anda.. bir başka boyuta geçtim sandım.. işte karşımda bütün heybetinle beni bekliyordun.. fonda puslu bir günbatımı hakimdi.. klişeleşmiş tanışma bölümünü yaşayacaktık.. dondum hareket edemiyordum karşında.. bir sn bile uzun zaman dilimiydi benim için.. ve sonunda kendime geldim.. uzatılan elini tuttum tokalaşmak için.. dağlıyıverdi içime süzüldü ateş dalga dalga.. hayranlıkla bakıyordum sana.. sonunda hayalin değil resimlerin değil sen bütün gerçekliğinle karşımdaydın.. umutla beklediğim bütün uykusuz geçen gecelerimin sonuydu artık seninle karşılaşmam.. sen tanımadan, sevdiğimi haykırmak istemek çılgınca bir duyguydu.. bir gün öğrenecektin emsalsiz sevgimi.. hiçbir yere sığdıramadığım sadece sana sunabileceğim aşkımı.. boran fırtınasına tutulmuş bütün benliğimle uçuşan sağanak yağmurları.. işte sadece bir başlangıçtı bu heyecan.. sana ilk gelişim.. ve son olmayacaktı sevgilerim.......
su... 9 Ocak 2008

YETERRR.......

Son çığlığı olmuştu..YETERRR..bu yükü kaldıramadığı için şimdi burda değilmiydi.. umutsuzca karanlığa, boşluğa atmıştı titrek adımlarını..ne aradığını, ne ile karşılacağını bilmeden..durdu olduğu yerde..öylece seyre daldı, şimdi gözlerinden bir film şeridi gibi geçiyordu zaman..ve işte gecenin ilk yarısında başlamıştı..2:17 akrep ve yelkovan birleşmişti..evet o gittiğinde saat bile isyan etmişti zamana..kayıp bir cenneti aramıştı o soğuk, o ölümün nefesini hissettiği gecede..yarım kalmıştı şiiri.. oysa ki ne kadar çok istemişti bitirmeyi..mumların alevininyaktığı gibi masayı.. o da yanmıştı..o da yoğrulmuştu acılar denizinde, kıyıda kopan fırtana öncesi gibi sessiz ve ürkek aramıştı o gözleri..bir yol hikayesiydi sanki yaşamı.. nedenlerle dolu bir hikaye..duygularını körelten, yaşamaktan, umudunu kaybetmesine neden olan, yağmurların bile dindiremediği susuzluğu içinde kaybolan..pişman değildi belki sadece öfke doluydu o sığdıramadığı dünyası, ulaşmayı istediği o yolda rotasını kaybetmiş, dümeni kırık bir yelkenli gibi..o sesi duymak istiyordu şimdi..ona ulaşabilmek, unutulmamak, bir kenara itilip atılmamak, yazılmak istiyordu akılların bile ermediği o yola..umut istiyordu..o gözlere doyasıya bakmak istiyordu.. ellerinin sıcaklığını duymak istiyordu..oysa ki bir alev topu sarmıştı dört bir yanını..bedeni gücünü yitirmişti.. benliği belki de tutuyordu ayakta ve yalnızlığı..kaybettiği hayata, sevgiye dair herşeyi gömmemişmiydi toprağına.. kalmıştı sadece kendisinle bu silinmiş, ezilmiş, yıpranmış zemheri ayazında..insan garip kalıyor ölümün soluğuyla..işte esiri olmuştu kayıplarının..yangının sonunda küllerini eşelemişti toprağında şimdi ihanet ediyordu yüzü..aslında korku demişti ama bu korku değildi içinde anlamsızca kıpranan..işte kendisinle yüzyüze gelmenin verdiği anlamsız his..ölümün nefesini duymak istiyordu..karşısında beliriveren o pusun ardındaki gözler.. o kızıllıkları dağıtan gözler.. onlar acıyı, umudu, umutsuzluğu, yaşamayı, ölümü hepsini birarada yaşatan gözler..YETERRRR..! dediği o son cümleydi dudaklarından dökülen.. neden susturamamıştı bedenindeki çığlıkları.. beyni hükmetmişti.. savaşamayan kalbini esir tutmuştu..aşkın değil ölümün esiri olmak istiyordu ve böylesine yıkım yıkım yıkılırken neden bir kez olsun o gözler görmemişti beni..neden izin vermişti hayattan gitmeme..sözlerin bittiği yerdeydim.. suskunluğum sardı yine..suskunluğum yüreğimde çığlıklar atarak direnmişti bu sevgiye..adını koyamadığım..ertelediğim..anlamıştı haykırışlarımın nedenini, ertelemelerimi..bir sesi, bir bitişi çok görmene isyanda ruhum..hüzünlerim doldu taştı..iz bırakacağını bilmeden salıvermişti beni benimle.. kendimle kavgamla bıraktın beni..isyankarım..asiyim şimdi..niye susuyorsun.. niye derin derin bakıyorsun.. toprağım kana bulunuyor.. gözlerimde ışık yok..acı ile bakan gözlerim..bittim..bitirildim..bitirdin diyebilirim son nefesimle.. YETERRRR..!
su..1 Mart 2008..2:17