sessiz sedasız bir ayrılık..
aniden bir uçurumdan yuvarlanmak..
gözlerin buğulanmış..
yanaklarından usul usul sızan yaşlar..
kalbinde adı konulmayacak bir acı..
yürürsün yağmurla beraber..
bilemezsin yaşamak nedir o an..
ve beklersin adımların geri döndürsün..
dönebilirmisin yoksa bırakırmısın yola
uçsuz bucaksız ve yalnız adımlarını..
sessiz sedasız bir gidiş..
bir siliniş..
Sana gitme diyemediğim zaman; Gözlerine baktım ağlamaklı ve çaresizce.Ellerin kayarken ellerimden yavaşca "seni seviyorum" dedim sessizce..Sararken beni kolların yavaşca teninin kokusunu çekiyordum son kez içime..düşerken kar taneleri kirpiklerime, hayalini hapsettim gözlerime,son busenin sıcaklığını hissetim derinliğince..sessizce sallarken elimi ardından, bir küçük tebessüm belirdi yüzümde bu son vedaya aldırmayan..Seni hep sevecek olan..
18 Mayıs 2012 Cuma
19 Nisan 2012 Perşembe
Rüya
Baktım gözlerine dün gece doya doya
Emeller kurarken daldığım an uykuya
Ruhum üzgün niçin sonu geldi diye
Ah...Gördüklerimin en güzeliydi bu rüya....
Tekrarı için gece olsa gündüzlerim
İnan razıyım buna doğrudur sözlerim
Yalnız bazen kaşların çatık sebebi niye ?
Eğer böyle olacaksa görmesin artık gözlerim...
Arar gözlerim seni heryerde çılgınca
Düşünmek ne güzel seni bütün bir ömür boyunca
İnan İlkbaharı olmaz ebediyen hayatımın
Latif bakışların her an ruhuma dolmayınca..
Emeller kurarken daldığım an uykuya
Ruhum üzgün niçin sonu geldi diye
Ah...Gördüklerimin en güzeliydi bu rüya....
Tekrarı için gece olsa gündüzlerim
İnan razıyım buna doğrudur sözlerim
Yalnız bazen kaşların çatık sebebi niye ?
Eğer böyle olacaksa görmesin artık gözlerim...
Arar gözlerim seni heryerde çılgınca
Düşünmek ne güzel seni bütün bir ömür boyunca
İnan İlkbaharı olmaz ebediyen hayatımın
Latif bakışların her an ruhuma dolmayınca..
20 Aralık 2010 Pazartesi
Masal Tekerlemesi..
"Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynarken, eski harman içinde...Ben deyim bu ağaçtan, siz deyin şu yamaçtan, uçtu uçtu bir kuş uçtu, kuş uçmadı gümüş uçtu, gümüş uçmadı memiş uçtu. Uçar mı uçmaz mı demeye kalmadı; anam düştü eşikten, babam düştü beşikten... Biri kaptı maşayı, biri aldı kaşağıyı; dolandım durdum dört bir köşeyi...Vay ne köşe bu köşe ! Dil dolanmadan ağız varmaz bu işe: Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi. Şu köşe güz köşesi diye iki tekerleyip üç yuvarlarken aşağıdan sökün etmez mi Maraş Paşası! Hemen bir sarığa bir fare deliği bulup attım kendimi dışarı; gel gelelim şu mahallenin yumurcakları haşarı mı haşarı; bir fiske vurdular enseme gözlerim fırladı dışarı! Bu öfke ile minarenin birini belime soktum, borudur diye! Kubbelerini dersem cebime koydum, darıdır diye! Abdurrahman çelebi de bir çifte attı, geri dur diye! Amma velakin, ben de tuttum kuyruğundan, ileri diye! O gitti ben gittim...Az gittim, uz gittim... Dere tepe düz gittim... Çayır, çimen geçerek; lale sümbül biçerek; soğuk sular içerek altı ayla bir güz gittim. Bir de dönüp ardıma baktım ki, ne bakayım gide gide bir arpa boyu yol gitmişim! Ne ise, var varanın, sür sürenin, baykuşu çoktur viranenin, derken efendimin ağası, bir ayağımı baldıranlara basmayayım mı korudur diye! Birini de tutup denize atmayayım mı kıyıdır diye! Kuruydum ıslandım sel beni neyler! Islandım kurudum; yel beni neyler? Mangırım yık, pulum yok, il beni neyler? Dostu düşmanı araladım, bedavadan bir kayık kiraladım; fış fış kayıkçı; kış kış kayıkçı, kayıkçının küreği tıp tıp eder yüreği, akşama fincan böreği, sabaha bayram çöreği... Yesem yesem doymasam! Kabeye gitsem gelmesem! Zemzem ile yusalar! Kına ile gömseler! Yok yok kayıkçı, aman çabuk kayıkçı! Evde benim etim var; bir yaramaz kedim var; kedim eti yerse, anam beni döverse... Vay başıma, hay başıma, bir devlet kuşu konsa şu benim kel başıma! Demeye kalmadı, bir de gördüm ki, ne göreyim? Adı ile sanıyla, yeşiliyle alıyla zümrütü anka dedikleri değil mi? Arafat dağının üstünden süzüm süzüm süzülüp geliyor.Bakın be yahu! Yüzü insan gözleri ahu! Martaval değil, masaldır masal bu!.."
Eflatun Cem Güney, Zümrütü Anka girişi..
Eflatun Cem Güney, Zümrütü Anka girişi..
23 Kasım 2010 Salı
Güne Bakan Düşler..
Sen gözlerimde açan güne bakan düşler....
Dudaklarımda nağmeleri bitmeyen bir türkü....
Sazımın kırık telleri.....
Denizleri yitiren çığlık çığlığa kanatlanan martı....
Yalnızlığın hüzün teknesini salıvermişim derinliğime....
Köhne de olsa bir liman ararım dalgaların sesinde.....
Gizemini çözemediğim anaforlarla bile....
Dinmez kasırgalara inat kürek çekerim umarsızca...
Sonsuz bir ateşsin dağlanan yüreğimde...
Bu kalem yazar bazılarına müjde, bazılarının hüznüne...
Kendime zehirdir bilmelisin yazmaz mutluluğu enginlerde....
Kaç mevsimsiz kar düştü dağlara....
Yüreğime ektim, biçtim yudum yudum sevdayı....
Hüznüm kaldı, ellerim iki yanıma düşmüş şimdi...
Bekliyorum yine de şafak vakti bitmeyen yollarımda....
Yine sensiz üşüyorum dör duvarda....
Isınamadım....ısınamıyorum....
Yetim kalmış bir çocuk gibiyim....
Bu devranda......
Dudaklarımda nağmeleri bitmeyen bir türkü....
Sazımın kırık telleri.....
Denizleri yitiren çığlık çığlığa kanatlanan martı....
Yalnızlığın hüzün teknesini salıvermişim derinliğime....
Köhne de olsa bir liman ararım dalgaların sesinde.....
Gizemini çözemediğim anaforlarla bile....
Dinmez kasırgalara inat kürek çekerim umarsızca...
Sonsuz bir ateşsin dağlanan yüreğimde...
Bu kalem yazar bazılarına müjde, bazılarının hüznüne...
Kendime zehirdir bilmelisin yazmaz mutluluğu enginlerde....
Kaç mevsimsiz kar düştü dağlara....
Yüreğime ektim, biçtim yudum yudum sevdayı....
Hüznüm kaldı, ellerim iki yanıma düşmüş şimdi...
Bekliyorum yine de şafak vakti bitmeyen yollarımda....
Yine sensiz üşüyorum dör duvarda....
Isınamadım....ısınamıyorum....
Yetim kalmış bir çocuk gibiyim....
Bu devranda......
Etiketler:
Sevgi ve Ardında Bıraktıkları
9 Kasım 2010 Salı
En büyük yarınları kurdum aşkına, gecelerimin çoğalmalarıyla....
En büyük yarınları kurdum aşkına, gecelerimin çoğalmalarıyla....
Birikip gözlerinde gemiler yüzdürdüm sana, kalp atışlarımla....
Telli saçlarına gönlümü sürdüm, rüzgar topladım gözyaşımla....
Sultanım ettim seni, şiirlerle kurduğum sevgi imparatorluğuma....
Gözlerindeki sessiz salıncaklara kurulup sevincin en şen kahkalarıyla yüreğimdeki ağrıları şarkılara yüklemek istiyorum, bakışlarının yıldın hüzünleri ülkeme esince...Gem vurulamamış bütün öfkelerini içinden çıkarıp, bekleyişlerinin salkım söğüt bağlarında, bir o yana, bir bu yana sallanmak istiyorum seni gönlümün salıncağında...
Asırlardır çözülememiş, yüreğimizden usumuza yerleşen gölgeli anıların aynalarına onlarca mendil bağlayıp, bir ben olabilmeyi dilerdim yeryüzünde seni böylesine sevecek....Belki, omzumuzdaki yaşam selesiyle, terkimizdeki sevda heybesiyle yorulmuşluğumuza bile boş verir, kederlerimizi kalabalık pazarlarda satardım bir kalemde...
Bak gözlerime şimdi, dudağının kıyılarına çağır şiirlerimi...Kollarımdaki zincirleri kır gülüşlerinle, sensizliğin direncini bitir öpüşlerinle...Biz ki gün boyu ezbere söylediğimiz sevgi sözcüklerinin baş köşelerinde kaskatı bekleyişlerinin durağıyız birbirimize...Ağır aksak yürürüz, dağ rüzgarlarıyla birbirimize ulaşır, mangal gibi yürek taşırız içimizde.....
Sana en güzel mavilerin tülbentlerinden geçtiği ülkeler sunamam...Yataklarını beğenmeyen nehirlerin gürül gürül akışlarıyla bir şarkının içine gireriz belki de...Gönlümüzün ufuk çizgilerinde bilge oturuşlarla ve onurlu sevişlerle tomurcuk tomurcuk sevdalarla topraklardan fışkırırız günün birinde...Silkeledikçe bulutu toprak ana, ürpererek birbirimize sokuluruz tenhalarda...İpeğin rengine, ekmeğin dilimine ve zeytinin yeşiline süreriz ellerimizi birlikte...
Seni anlamaya çalışırken kör kuyulardan sular çekiyor, arıtılmış bir sevginin tasıyla sunarak yüreğine akıyorum...Bilmelisin ki, derin uğultulu bu yeryüzü atlasında ilkbaharımsın sen...Gizli bir yara gibi içten içe kanıyor, kendimim unuttuğum anlarda karşıma çıkıyorsun...Desem ki sana, "hep böyle kal, değişme, değiştirme beni" Perçin perçin yüreğimde yaşatırken seni, en ölümsüz sevilerle, en ağır yüklerle taşırım yine de seni...Anla artık sevdam, katar katar kervanlarım ipekler taşır tenine...Yüreğimdeki en büyük sevda oldun sen, soyun da gel düşlerime...
Gecenin ağlarına türkü sözlerimizle umut süreriz, yakamoz titreşimleriyle....Küreklerimizdeki yosunlu şiirlerle uzak evlerde, yorgun şehirlerde sevgilinin göz kapaklarına gül yaprağı döşeriz, masum öpücüklerle...Yanan avuçlarımızdır oysa, biz yüreğimizi serin şafaklara bırakırız...Gün geceden gündüze dönerken günaydını oluruz sevginin, yaşamak türküleriyle gizliliklerimize aşkın sofralarını kurarız...
Mavi bir geceden boncuklar topladım sana, yüreğindeki nazarlara takmak için...Gözlerindeki yaşamak iksirleriyle yollar yürüdüm ülkene vardım...Sana şiirler biriktirdim gülüm, gülücüklerinin özlemlerine sarıldım...Ben sana sewdalar derledim gül yüreklim, seven yüreğine bağdaş kurup oturdum..Aşkların en güzelini ezberledim sana, sevdikçe insan olmanın şifresini buldum...
Bir bekleyiş ıslığıyla yürürüm özleminin kıyılarında...Deniz, gözlerinden sular çarpar terlemiş alnıma..Dudaklarımdaki tuza karışır özlemin, sararım seni en gizli yerlerimde...Terden sırılsıklam olduğumuz anlarda düşecek parmaklarım göğsüne..Avuçların dolaşacak ıslaklığımda..O alevle döneceğiz sevginin yataklarında ve tek beden olacağız seninle...Yeniden başlayaıp yinelenecek sevişmelerimiz günlerce, aylarca ve yıllarca....
Daya yüreğini nabzıma, söylesin sana sevdamı...Hareli gülüşlerinin düş tarlalarında pür dikkat seni dinleyeyim...Damarlarıma zerk ettiğin sevgiyle seni gamzelerinden öpeyim...Bir serçe koyayım avuçlarına ve tedirginliğini resmedeyim...İnfaz sehpaları kurulurken benim için, saçların savrulsun inancıma, göğsüme sığmayan bu seviyle bir umut öyküsü kalır dilimde bir gün nasılsa...
Etiketler:
Sevgi ve Ardında Bıraktıkları
27 Ekim 2010 Çarşamba
Sensizlik
Hayat bir kere daha acımasızlığını gösteriyor..
Hiçbir zaman hiç bir şekilde mutluluğu yakalayamıyoruz..
Mutluluğu yakaladığımız zaman ellerimizden kayıp gidiyor yaşam..
Gözlerimde bile artık o eski alev yanmıyor..
Yalnızlığı seçiyorum yine..
Bir ömür boyu yalnız kalacağım..
Sensizlik canımı acıtıyor..
Acıtacak alışamayacağım hiçbir zaman..
Dolduramayacak , doldurulamayacak..
Hapsolmuş hüzünlüğün içinde..
Sessiz alışamadığım loş sokaklar..
Sensizlik..
Yalnızlıkla asla baş edemeyeceğim..
Sensizlik..
Canımı acıtan..
Sensizlik..
Son defa gözlerin kapanması hayata..
Sensizlik..
Gölgelerin karanlıklarda dans edişi..
Sensizlik..
Soğuk bir nefes..
26.10.2010
Etiketler:
Sevgi ve Ardında Bıraktıkları
26 Ekim 2010 Salı
Küçük Bir Ayrıntı..
istemekle, istememek kararsızlığı
adını birlikte hissetmek dediğimiz
durmalar ve başlamalarla süre gelen zorlukları
Seni Seviyorum demenin...
deneyimler seni bana,
bana seni anlatan...
her defasında bir haykırış
umut, kayboluş, diriliş....
dün ve yarın arasında ki zamanda kaybolup
gidenleri algılayamamıştım...
ben bir yanlış olarak görmüyorum seni,
sense bir hata olarak görme beni...
o ince çizgilerde ayrılmamalı özlemlerimiz
yeni bir başlangıç yaratma çabası olmalı
yarım kalan düşlerimiz
ne kadarını hissedebiliyorsun yaşadıklarımın
yükün arttırmak değil inan !
bu sorgu aksine azaltmak ,üstlenmek için
çünkü sıradan olmayı hak etmiyor bizim biz oluşumuz...
istemek yaratmak olmalı, çoğaltmak olmalı
sevgiyi benliğimizde...
hadi izin ver şimdi çoğaltalım şimdi biz 'i
geç kalmış değiliz inan,
eksik bir nota düşün hiç bitmeyen nağmeler içinde
sen olduğun için değil,
sen orada olduğun için değil,
ben sen ve biz...
olduğumuz için korkmadan, yılmadan, tükenmeden
bu sefer benim için, senin için, bizim için...
uykusuz gecelerde, saatlerce
sen olduğun için aydınlansın, ısınsın soğukluğum
ağlamayı öğrenmesin artık gözlerin
bugün hava bulutlu olsa bile
sen aralayacaksın biliyorum hüznümü, kederimi...
hep aynı nakaratı dinlemek gibi
sana olan duygularım...
sonsuza dek sürecek gibi...
elimi uzattığımda tutabileceğini biliyorum...
seni...beni...bizi....
bir ömür yaşatacağını sevgimizi....
29.05.2007
10 Haziran 2010 Perşembe
Ah SıLaM Ah..
Ah SıLaM Ah.....!!!
Bu yazı sana sevdiğim……….
Sen giderken ben yüreğim ellerimde,gözümde yaşlar seni seyredeceğim…Ta
ki karanlığın içinde kaybolana kadar… Sonra yavaş yavaş yürümeye
başlayacağım… Attığım her adım beni senden biraz daha uzağa götürecek.. İki
damla yaş akacak gözlerimden yüreğime..Her damlada seni çağıracağım…..
Zamansız gelişler....benim için erken...senin için geç olan...
Yol bitmez...Sewdam tükenmez....
Mumlar bile titrek titrek yanıyor ayaz vurmuş gönlümde...
Ve yollar dost oldu şimdi derinliğime...
Nereye gittiğimi bilmeden yürüyeceğim saatlerce… Ölümü düşüneceğim
sonra… Her şeye son vermeyi… Ama aklıma "sen" geleceksin.. Cesaret
edemeyeceğim.. İki damla yaş akacak gözlerimden..Her damlada seni yaşayacağım…
Cesurca gelen bendim sana....Uzattığım elim şimdi düştü yanıma....
Ah SıLaM Ah....!!!
Hiç bitmeyecek bu gece… Bundan sonraki gecelerin bitmeyeceği gibi..
Sabaha kadar resimlerine bakacağım.. İki damla yaş akacak gözlerimden..
Her damlada seni hatırlayacağım…
Ah SıLaM Ah.....!!!
Elim telefona gidecek.. Seni aramak isteyeceğim.. Sana bağırmak,
haykırmak isteyeceğim.. Ama belki korkudan belki istenmemenin verdiği
üzüntüden arayamayacağım.. İki damla yaş akacak gözlerimden..Her damlada seni
duyacağım....
Ah SıLaM Ah.....!!!
Güneş doğacak.. Kimin için acaba?? Benim için olmadığı kesin… Kendimi
yollara atacağım.. Kalabalığın içine karışacağım… Tutunacak bir
dal,sığınacak bir liman arayacağım kendime… Aklıma "sen" geleceksin.. iki damla
yaş akacak gözlerimden.. Her damlada seni arayacağım..
Soracağım defalarca kendime...
Neden gitti?? Verecek bir
cevap bulamayacağım..Bildiğim tüm kelimeler sanki senle beraber gitmiş
gibi olacak.. İki damla yaş akacak gözlerimden… Her damlada seni
göreceğim…
Ah SıLaM Ah....!!!!
İşte senin istediğin oldu.. İşte benim hayatımın özeti..
Her şeye rağmen ayrılmakta kararlıydın… Ama bende seni içimde yaşatmaya
kararlıyım.. Bırakta hiç değilse seni istediğim gibi yaşayayım… Son
öpüşünün sıcaklığı kalsın dudaklarımda… Son söylediğin söz elveda değil
SENİ SEWİYORUM olarak kalsın… Sen git ben gelmiyorum… SENDEN KALANLARLA
BURADA KALACAĞIM… İki damla yaş akacak gözlerimden… Her damlada sana
yeniden aşık olacağım,her damlada daha çok seweceğim seni !!!!!!!!!!!
Ayrılık hiç bu kadar acı olmamıştı…
Ah SıLaM Ah....!!!!
Bu Gece Tuhaf
Bu gece tuhaf;
Yıldızlar tutuk....
Üşütüyor dört duvar....
İçime bir evham düştü
Günden beri kaldırımlar eğri büğrü, dağınık.
Bu gece tuhaf;
Ay ağlamaklı.
Saatlerdir dimağım esrik
Çiğerlerim tonlarca yükte.
Sigara bile dost değil bana...
Bu gece tuhaf;
Yaprak kımıldamıyor.
Çayın tadı bir başka buruk
Dilimde paslı kelepçe...
Sanki bana inat ya...
Darmadağın olmuş düşler bile düşman şimdi...
Bu gece tuhaf;
Baykuşlar yuvalarında.
Gözlerim ağır, uykum yok
Duygularım benden uzağa düştü.
Bu gece tuhaf,
Çok canım sıkılıyor, çok.....
Ne sana ulaşabiliyorum...
Ne sana anlatabiliyorum...
Sadece kendimle konuşuyorum şimdi...
Sewdamı anlatıyorum aynalara....
O bile dost değil artık bana...
Puslu bakıyor bana....
Şimdi bir hüzünlü nağme dilimde...
Kök ve Dal çalıyor ruhumda...
Ve..
Son değil biliyorum bu veda...
Sadece sancılar...doğacak günle bekliyorum...
Bu gece tuhaf...hemde çok tuhaf...
Ah SıLaM Ah....!!!
Etiketler:
Sevgi ve Ardında Bıraktıkları
Ah SıLaMMMM..
Gideceksin buralardan yalınayak ve üzgün,
Önündeki uçurumlara bakmadan,
Gideceksin başın önünde, gözünde nem,
Hüzne ve kedere boğuldun bu şehirden,
Ah SıLaMMMM......
Hoşçakal gönlümün nazlısı,bağrımın sızısı hoşçakal....!!!
Bütün yaprakları dökülmüş,
Dallaı dökülmüş bir ağaç gibi hıçkırarak ve
Bırakarak ardında sırtını yasladığın Çınar'ı
Sana yalanmış sewdan diyen,
Sana güveni olmayan sewdanı alarak yanına..
Meçhule giden acılar yüklü bir gemisin,
Uğuldayan rüzgarlarla sarıp sesini,
Türkülerin sustuğu,aşkların vurulduğu,
Limanlara gidiyorsun...
Ah SıLaMMMM.....
Hoşçakal kırık sazım,sewdanın yaralı türküsü
hoşçakal....!!!
Sormasın sana nereye ? diye
Ne kdar uzağa gideceksin diye...
Çiçekler açtığında mor dağlara
Döner misin diye?
Ah SıLaMMMM....!!!
Hoşçakal iki gözüm, gönlümün sultanı yar
hoşçakal....!!!
Her sabah hayalini gülüşünden öptüğün,
Her gece saçlarını okşadığın hayalin,
Sazındaki hüzünü,
İçindeki sızıyı,
Boynu bükük papatya gibisin,
Yüreğinin yangınını bırakıp rüzgarlara,
Sırılsıklam yalnızlığını alıp yanına gidersin,
Ah SıLaMMMM....!!!
Hoşçakal bağrımın ateşi, kalbimin ahı,
mühür gözlü SıLaMMMM
hoşçakal....!!!!
Bilesin ki bitmedi gitsemde bendeki SEWDAN
Etiketler:
Sevgi ve Ardında Bıraktıkları
Ah SıLaM....
Ah SıLaM....
Solacak fotoğraflar gibi bir bir,
Silinecek yazılar, sözler dolaşacak başıboş yalnızlığında...
Susacak mısın hep....?
Sırtını dayayacak, uçurumun kenarındayken tutacak bir el mi var şimdi...!
Ah SıLaM....
Sonu yoktur sewdanın,
Yolun sewdanın yolu,durakların hep acı, hüzün dolu...
Sigaranın dumanı bile aydınlatamaz oldu yolunu...
Ah SıLaM....
Yandın, yanarken kor oldun...
Düştün nazlı Yarim derinliklerine yine...
Yuvasız gçömen kuşlar gibi..
Bulamadın sığınacak bir dal kendine...
Ah SıLaM....
Sewdana ağlarsın şimdi....
SıLa Aşktır her demde yaşanan....
SıLa Sewdadır Adı bir tek sana yazılan...
SıLa Ateştir hiç sönmeyen...
SıLa bir türküdür ezgilerde kalan...
Ah SıLaM....
Canın acır Mevsim Hazan olmuş...
Damla damla akan ruhuna sürgün olmuş...
Mahşeri yaşarsın şimdi her an...
Bekle bu yolun sonu vardır inan....
Ah SıLaM....
Etiketler:
Sevgi ve Ardında Bıraktıkları
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



